TÜRKÇE
استعيذ بالله بسم الله الرحمن الرحيم: لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فَإِنَّ اللَّهَ بِهِ عَلِيمٌ
قال رسول الله {صلعم}: لَا حَسَدَ إِلَّا فِي اثْنَتَيْنِ رَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ الْقُرْآنَ فَهُوَ يَتْلُوهُ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النَّهَارِ وَرَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ مَالًا فَهُوَ يُنْفِقُهُ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النَّهَارِ
Muhterem Mü’minler,
Bu haftaki hutbemiz ALLAH YOLUNDA İNFAK hakkında olacaktır.
Al-i İmran Suresi’nin 91. Ayet-i Kerime’sinde mealen şöyle buyuruluyor: “Küfretmiş ve kafir oldukları halde ölüp gitmiş kimseler, her halde bunların her biri, kendini kurtarmak için dünya dolusu altın verecek dahi olsa, hiçbirinden kabul edilmek ihtimali yoktur. Bunların hakkı elim bir azaptır ve kendilerini kurtaracak da yoktur.” Bu ve daha başka Ayet-i Kerimelerden anlaşıldığı üzere Allah indinde din İslam’dan ibarettir. Ve İslam’dan başka bir din arayanın dini kabul edilmez, akıbeti hüsran olur. Allah’a ve Allah’tan gelene tam bir iman ve İslam bulunmadıkça hiç kimse dünya dolusu altınlar infak etmiş olsa bile, ahirette kendini kurtaramaz. Daha sonra gelen 92. Ayet-i Kerime ise, Mü’minlere ilahi yardıma ermenin, iyilik ve nimetlere nail olmanın yolunu göstermektedir. Bu Ayet-i Kerime’de mealen şöyle buyruluyor: “Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe, siz iyiliğe eremezsiniz. Ma’amafih, her ne infak eyleseniz şüphesiz Allah onu da bilir.” Bu Ayet-i Kerime’nin tefsirinde mealen şöyle ifade ediliyor: “Sadece iman etmek ile değil aynı zamanda ilim ve amel ve Allah yolunda en güzeli ile sadaka vererek hayırların kemaline erilir. Allah her yapılanı görür ve ecrini verir.”
Cenab-ı Hak bir kimseye değerli olarak ne vermişse, onun bu nimetleri Allah yolunda sarfetmesi hem bir kulluk vazifesi hem de verilen nimetlerin şükrüdür. Velhasıl Allah rızası için sadaka vermek, zekât vermek bir infaktır. Bir makam ve mevkiyi İslamiyet’e hizmet için güzelce idare etmek bir infaktır. Rıza-ı Hak için mahlukata sözle, fiille yardım etmek bir infaktır. Rivayet olunuyor ki bu Ayet-i Kerime nazil olduğu zaman Ashab-ı Kiramdan birçok zatlar büyük harcamalarda bulunmuşlardır. Ebu Talha (r.a.), Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in huzuruna varmış, “Ya Rasülallah, Benim mallarım arasında en sevdiğim bir bahçem vardır. Onu nereye emrederseniz oraya bırakayım” diye sormuş, Rasül-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz de “Ne güzel ne güzel, onu yakın akrabana ver,” diye buyurmuşlardır.
Hele Ashab-ı Kiram’ın ve birçok İslam büyüğünün canlarını İslam’ı yüceltmek uğrunda feda ettikleri tarihte sabit bir hakikattir ki bunlar, Allah’a tam teslimiyetin neticesi ve O’na olan muhabbetin parlak birer alametidir.
Allah yolunda infakta bulunanların elde edecekleri nimetler, kazanacakları dereceler, alacakları karşılıklar Bakara Suresi’nde birçok Ayet-i Kerime ile izah edilmektedir. 261. Ayet-i Kerime’de mealen şöyle buyruluyor: “Allah yolunda mallarını infak edenlerin durumu bir taneye benzer ki o tane yedi başak çıkarmıştır. Her başak de yüz dâne vardır. Allah dilediğine kat kat ziyadeleştirir. Allah rahmeti çok geniş olandır, her şeyi bilendir.” Bu Ayet-i Kerime’den anlaşıldığı üzere Allah yolunda mallarını infak etmenin karşılığı bire yedi yüz ve hatta daha fazla olmaktadır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bir Hadis-i Şerif’lerinde şöyle buyuruyorlar: “Yalnız şu iki kimseye gıpta edilmelidir: Biri Allah’ın kendisine verdiği Kur’ân’ı gece gündüz hep okuyan kimse; diğeri de Allah’ın kendisine verdiği malı yine gece-gündüz daima Allah yolunda infak eden kimse.”
Ali İmrân Suresi’nin 180. Ayet-i Kerime’sinde mealen şöyle buyuruluyor: “Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği nimette cimrilik gösterenler, sakın bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar, bilâkis bu onlar için kötüdür. Cimrilik ettikleri şey kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bu hususta şöyle buyurmuşlardır: “Şüphesiz her ümmetin bir fitnesi vardır. Benim ümmetimin fitnesi-imtihan vesilesi de maldır.”
日本語
استعيذ بالله بسم الله الرحمن الرحيم: لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فَإِنَّ اللَّهَ بِهِ عَلِيمٌ
قال رسول الله {صلعم}: لَا حَسَدَ إِلَّا فِي اثْنَتَيْنِ رَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ الْقُرْآنَ فَهُوَ يَتْلُوهُ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النَّهَارِ وَرَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ مَالًا فَهُوَ يُنْفِقُهُ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النَّهَارِ
ムスリムの皆様、
今週のホトバは、ALLAHの道での施しについてです。
アーリ・イムラーン章の91節には、次のように述べられています。「不信心であり、かつ不信心のまま死んでしまった者たちは、たとえ彼らの一人が自分を救うために世界中の金を与えようとも、決して受け入れられることはありません。彼らには厳しい罰があり、彼らを救う者はいません。」このように、他のいくつかの聖句からもわかるように、アッラーの前での宗教はイスラムだけです。そして、イスラム以外の宗教を求める者の宗教は受け入れられず、その結末は失敗となります。アッラーとアッラーから来たものに対して完全な信仰とイスラムがなければ、たとえ誰かが世界中の金を施しても、来世で自分を救うことはできません。」続く92節は、信者が神の助けを得ること、善行と恵みを得る道を示しています。この節には次のように述べられています。「あなたがたが愛するものから施さなければ、あなたがたは善に達することはできません。とはいえ、あなたがたが施すものは、確かにアッラーが知っています。」この節の解釈では、単に信じるだけでなく、知識と行い、アッラーの道で最も良い施しをすることによって善行の完成に至ることが表現されています。アッラーは行われたすべてを見ており、その報酬を与えます。
この聖句が降りたとき、エサーブ・イ・キラムの多くの者たちは大きな施しを行ったと言われています。エブ・タルハ(r.a.)は、預言者ムハンマド(s.a.v.)の前に現れ、「ヤ・ラソルアッラー、私の財産の中で最も愛する庭があります。それをどこにでもお任せします」と尋ねました。ラースール・イ・エクレム(s.a.v.)は「なんと素晴らしいことか、それを近親者に与えなさい」とおっしゃいました。
アッラーの道で施しを行う者たちが得る恩恵、得られる地位、受け取る報いは、バカラ章の多くの聖句によって説明されています。261節には次のように述べられています。「アッラーの道で財産を施す者の例は、一粒の種に似ており、その種は七つの穂を実らせます。それぞれの穂には百粒があります。アッラーは望む者に倍増させます。アッラーは慈悲深く、すべてを知っている方です。」この聖句からわかるように、アッラーの道で財産を施すことの報いは、一に対して七百、さらにはそれ以上になるのです。
預言者ムハンマド(s.a.v.)は、あるハディースで次のように述べています。「ただこの二人に嫉妬すべきです。一人はアッラーが与えたクルアーンを昼夜問わず読み続ける者、もう一人はアッラーが与えた財産を昼夜問わず常にアッラーの道で施す者です。」
アーリ・イムラーン章の180節には次のように述べられています。「アッラーの恵みから与えられた恩恵に対してケチな態度を示す者たちは、これが自分たちにとって良いことであると考えてはいけません。むしろ、これは彼らにとって悪いことです。彼らがケチったものは、復活の日に首に巻きつくことになるでしょう。天と地の遺産はアッラーのものであり、アッラーはあなたたちの行いを知っています。」預言者ムハンマド(s.a.v.)もこの点について次のように述べています。「確かに、すべての民族には試練があります。私の民族の試練、試験の手段は財産です。」

